Rusya basınında geçen hafta: ‘Molla Nasreddin 117 yaşında’

Hazal Yalın

Bu haftanın seçkisinde ilk yazı, Azerbaycan’ın kültür hayatında ve feodal üstyapıya karşı aydınlanmasında çok önemli rol oynamış bir dergi anısına saygı yazısı: “Molla Nasreddin”in ilk sayısı 7 Nisan 1906’da Tiflis’te yayınlanmıştı. Dergi yayınına 1930’da son vermişti.

Kommersant’ın radyosu “Ъ FM” kıdemli yorumcusu Dmitriy Drize’nin Türkiye yorumu, gazetenin sayfalarına da taşındı. Drize, Türkiye’de seçim sonrası temel sorunun öngörülemezlik-belirsizlik olduğunu düşünüyor.

EADaily’de İ. Levitas ise dikenli üslubuyla haftanın belli başlı olaylarını yorumlamış.

‘Molla Nasreddin 117 yaşında’

Calil Mamedkulizade ile Omar Faik Nemanzade’nin kurduğu Azerbaycan mizah dergisi “Molla Nasreddin” ilk defa 7 Nisan 1906’da Tiflis’te yayınlandı ve hızla popülarite kazandı. Sonra Tebriz ve Baku’da da yayınlandı. Çeyrek yüzyılda toplam 748 sayı çıktı; 20’nci yüzyıl başında Azerbaycan kültürünün en tanınmış temsilcilerinin eserleri burada basıldı. …

Calil Mamedkulizade Nahçıvan’da doğdu, 1887’de Gori Öğretmen Okulu’nu bitirdi ve köy okullarında öğretmenlik yaptı, ilk nesir ve tiyatro eserlerini yazdı. 1903’te Tiflis’e taşındı, “Şarki Rus” gazetesinde çalışmaya başladı. Aynı gazetede ünlü gazeteci Muhammed-aga Şahtahtinskiy de Azerbaycanca yazıyordu.

Omar Faik Nemanzade Tiflis vilayetinde doğdu, İstanbul’da eğitim gördü, 1893-1903 arasında Azerbaycan’ın farklı şehirlerinde okullarda öğretmenlik yaptı, sonra gazeteciliğe geçti. Farklı gazetelerde yazdı, bunlar arasında “Şarki Rus” da vardı. Mamedkulizade ile Nemanzade burada tanıştılar, dostlukları burada başladı, bir edebiyat dergisi yayınlama düşüncesi de burada ortaya çıktı.

“Şarki Rus” ocak 1905’te yayınına son verdi, Mamedkulizade ile Nemanzade biraz para buldular, Şahtahtinskiy’in kendi gazetesi için yurtdışından sipariş ettiği iyi durumdaki matbaayı aldılar. Mart 1905’te “Heyrat” adlı yeni matbaa çalışmaya başladı, 7 Nisan 1906’da da resimli mizah dergisi, adını yarı efsanevi doğulu bilginden alan “Molla Nasreddin”in ilk sayısı burada basıldı. …

Molla Nasreddin dergi karikatürü: Müslüman aydını ve hanımı: Kafkasta kendi özünde ve Paris’te… (alt yazı)

“Molla Nasreddin” sekiz sayfa yayınlanıyordu; yarısını renkli resimler ve karikatürler dolduruyor, kalan dört sayfada da hikâyelerden ve köşe yazılarından şiirlere ve kıssalara kadar çeşitli edebi mizah metinleri basılıyordu. Derginin etrafında hızla devamlı bir yazarlar grubu ortaya çıktı; bunların içinde Mirza Alekber Sabir, Abdurrahimbek Ahverdiyev, Mamed Said Ordubadi gibi yazar ve şairler, Oskar Şmerling, İosif Rotter, Azim Azimzade gibi çizerler de vardı. …

Ancak “Molla Nasreddin”in sadece ateşli taraftarları değil uzlaşmaz düşmanları da vardı. Müslüman ulemanın temsilcileri fetvalar veriyor, baş editör Mamedkulizade’yi mürtetlikle suçluyorlardı; Tiflis valisi dergiyi devamlı yasaklıyordu; İran’da da hükümet emriyle derginin nüshaları daha gümrükte yakılıyordu. …

Derginin son sayısı 7 Ocak 1931’de Baku’da çıktı; bir yıl sonra, 4 Ocak 1932’de Calil Mamedkulizade öldü. (L. Musayeva / Vestik Kavkaza, 5 Nisan)

‘Çok fazla ‘eğer’ var, istikrar yok’

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’a, görüşmelerin başlamasından önce “nasılsınız?” diye sordu. Bakan her şeyin yolunda olduğu cevabını verdi. Lavrov bir çalışma ziyareti için Ankara’da. Daha önce, meslektaşı Çavuşoğlu ile basın toplantısında, hububat anlaşmasına dair şikayetleri dile getirmiş ve Rusya, Ukrayna ve batının görüşme ihtimalini yorumlamıştı. “Ъ FM” siyasi yorumcusu Dmitriy Drize, Kremlin için başlıca meselenin Türkiye’deki başkanlık seçimleri olduğunu düşünüyor:

Türkiye, belki yeni bir dönemi başlatacak olan başkanlık seçimlerini bekliyor. Ülkenin şimdiki lideri Erdoğan kaybedecek ve görevden ayrılacak olursa Rusya için büyük bir problem olacak. Dahası, diğer adayın seçmenleri ansızın zafer pek de dürüst kazanılmamış gibi düşünecek olursa ülkedeki durum gerginleşme riskiyle karşı karşıya kalır.

Bütün bunların sonucu öngörülemez, hatta trajik olabilir. Devletteki hayat seviyesi rakamların gösterdiği gibi pek de yüksek bir seviyede değil. Mesela enflasyon şubat ayında yavaşladı ve dikkat edin, yıllık yüzde 50,5 oldu. Rusya’da buna benzer bir şey sadece 90’larda gözlenmişti.

Bununla birlikte cumhurbaşkanı aktif bir şekilde, Türkiye’nin etkisinin küresel ölçekte yeniden doğuşuyla meşgul. Yıkıcı deprem olmasaydı bütün bunlar onun elini güçlendirebilir ve reytingini destekleyebilirdi. Neticede birçok şey ortaya çıktı, devlet yönetimindeki yıkım da dahil. Halk bunlardan doğal ki memnun değil.

Neden böyle uzun bir girizgâh? Rusya, neyi beklemek gerektiğini bilmeli. Sergey Lavrov da zaten bunun için gitti; her şeyi şahsen aydınlatmak ve zaruri çıkarımları yapmak için. Erdoğan bütün kusurlarıyla “bizim” diyebileceğimiz biri değil, ama ondan ne bekleneceğini biliyorsun. Kaybederse her şey biraz daha kötü olacak. En önemlisi belirsizlik olacak, bu da çok kötü.

Ne olursa olsun Rusya Dışişleri Bakanı meslektaşı Çavuşoğlu ile basın toplantısında hububat anlaşmasına dair şikayetleri dile getirdi. Ukrayna ve batıyla görüşmeler konusunu da görüştü; bu, teorik olarak mümkün, ama bir dizi şart halinde. Prensip olarak hepsi bu.

Türkiye Dışişleri Bakanına gelince, reisi akla gelecek her şekilde övdü: bütün dünya onu kıskanıyor, benzeri yok, en kabiliyetli, en iyi. Demek ki meselenin karanlık olduğu hususu açık. Türkiye’de anlaşılır bir şey yok. Üstelik de bu bir NATO ülkesi. Hububat anlaşması meselesine gelince, Ankara anlaşmanın garantörü. Erdoğan da yeterince açık anlattı: katılmak istemiyorsanız keyfiniz bilir, biz sizsiz kendi başımıza devam ederiz.

Ve gaz hubuyla ilgili hiçbir şey duyulmadı, sanki böyle bir konu yokmuş gibi. Şunu söyleyen çıkabilir: Türkiye de Rusya’ya bağımlı, onun için büyük bir pazar, turistler ve saire. Ama Avrupa da Rusya’dan yakıt almadan donacaktı güya; oysa görüyoruz ki dayandı, bir yere gitmedi. Artık kiminle olacağını seçmen gereken zamandayız.

Yeri gelmişken, Erdoğan teyit ediyor: Rusya onun için önemli bir ortak, bu yüzden Lavrov’u en yüksek seviyede kabul ediyor. Putin’i de görmeyi arzu ediyor. Ama iktidar değişecek olursa yeni başkan da herhalde işbirliğini sürdürmekten yana olacak. İşte mesele tam da bu, çok fazla “eğer” var. Artık istikrar kalmadı. Nereden bir numara bekleyeceğini bilmiyorsun. Bugün ortaksın, yarın düşman ve hain. Artık böyle yaşamak gerek. (D. Drize / Kommersant, 7 Nisan)

‘Saçmalıklar tiyatrosu’

Kimi ülkelerin son eylemleri bir tür absürd tiyatroyu hatırlatıyor. Sahnede hareket var ama hiçbir anlam görünmüyor.

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, Ukrayna’nın NATO üyeliğine ilk adımı olacak şartlardan birini söyledi: ülke, egemen, bağımsız bir devlet olmalı.

Demek ki Ukrayna hiçbir zaman NATO üyesi olmayacak. Çünkü Ukrayna hiçbir zaman egemen bağımsız bir devlet olmayacak. Sömürge, ebediyen. …

Ukrayna Başkanı Zelenskiy ile Almanya Ekonomi Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Habeck arasında Çernigov’da bir görüşme yapıldı. Zelenskiy Çernigov’da şehir idaresi temsilcilerine kahraman şehir nişanı takdim etti.

Hepsi de darmadağın; “Ukrayna” adını taşıyan kayık dibi boylamadan önce kaçışan sıçanlar gibi. Plaket dağıtıyorlar ama kahraman şehir cephe hattından birkaç yüz kilometre uzakta.

NASA, Orion uzay gemisi mürettebatını açıkladı. Gemi 2024 sonunda aya uçacak ve Ardemis-2 misyonu çerçevesinde etrafında dönecek. Mürettebatta üç ABD ve bir Kanada vatandaşı var.

Ukraynalı olmazsa sayılmaz. Gerçi ay manzarasında açmak için yanlarına bir Ukrayna bayrağı da alacaklarına bahse girebilirim.

İsrail ABD’den, Washington’un Tahran ile nükleer programında kısmi bir mutabakata gidebileceği istihbaratını almış. İsrail internet portalı Walla’nın haberine göre İran da nükleer programının bir kısmını yaptırımlarda küçük bir gevşetme karşılığı frenlemeyi öneriyor. Ama Tahran bu teklifi reddetmiş.

Başka bir deyişle, Washington İsrail’i de, yardım vaat ettiği bütün ülkeleri attığı gibi atmaya hazır. Netanyahu, başbakan olarak son görevinde daha akıllı görünüyordu. Özellikle dış siyasette. …

Finlandiya’nın NATO’ya girmesi hiç kimseyi hedef almıyormuş. Devlet Başkanı Sauli Niinistö öyle dedi.

Tabii ya, Rusya “hiç kimse”. …

Ukrayna Savunma Bakanı Aleksey Reznikov: Ortaklarımızla görüşme aralıksız devam ediyor. Eminim ki Ukrayna’ya batı uçakları verilmesi kararı muhakkak alınacak. Bu benim Noel’de Noel Baba’dan dilek listemin sonundaydı. (İ. Levitas / EADaily, 5 Nisan)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir